Elektromanyetik Alanlar ve İnsan Sağlığı

Yirmibirinci yüzyılın gelişmiş teknolojisi ve bu teknoljilerle oluşan evren yapısı ''evrenimizdeki herşeyin; kozmos, yıldızlar, dünyamız, bedenimiz, bitkiler, hayvanlar, yiyecekler… elektromanyetik emisyona (yayım) sahiptir. Elektromanyetik dalgalar ya da frekanslar denizinde yaşıyoruz ve bu frekans denizi içindeki herşey de birbiri ile bağlantılı ve etkileşimdedir'' sonucuna varmıştır.
Evrensel yapının doğal oluşumu dışındaki elektromanyetik alanlara belirli bir oranda maruz kalmanın, insan sağlığı ve çevre açısından olumsuz birçok etkileri vardır.


Gündelik yaşamda fark edemediğimiz ve diğer bir ismi de radyasyon olan bu etkiye, uzun sürelerle veya belirli bir şiddette maruz kalınması halinde insan üzerinde fiziksel ve psikolojik zararlara yol açar.

Son yıllarda; kentlerdeki konut arazileri rantlarının artması, büyük çaplı rantlar dolayısı ile çarpık ve plansız kentsel oluşumların çoğalması, mobil telefon işletmeciliğinin çok uluslu tröst firmalara, işletmenin olduğu ülkenin kamu bütçesine ve sektörle ilgili bazı kamu kurumlarına büyük kazançlar getiren bir sektör haline gelmesiyle birlikte tehlike daha üst konuma gelmiştir.

Enerji dağıtım ve iletim hatları, telekomünikasyon cihazları ve bunların alıcı-verici istasyonları, kablosuz iletişim sağlayan uzak erişim şebekeleri, radyasyon yayan endüstriyel üretim tesisleri, insanların iç içe yaşadığı raylı sistemler gibi ulaşım araçları; çevreye bakıldığında rahatlıkla görülebilen, radyasyon üreten faktörlerdir.

Zararlı olan elektromanyetik alandan korunmak ve gerekli önlemleri almak için yapılması gereken; elektromanyetik alan ölçüm metotlarını kullanmak ve bu doğrultuda insan sağlığı ve insan sağlığının bir parçası olan çevre sağlığı için gereken önlemi almaktır.



Elektromanyetik alan kirliliğinin gözle görülemeyişi, etkisinin insan 5 duyu organlarıyla hissedilemeyişi ve belirli bir süreden sonra etkisinin birikerek görülmesi nedeniyle; elektromanyetik alana maruz kalmanın etkileri bugüne kadar yeterince önemsenmeyen bir konu oldu.

Ancak cep telefonlarının ve baz istasyonlarının günlük yaşamda çok büyük bir ivme ile yaygınlaşması sonrasında, elektromanyetik alanın insan sağlığı üzerinde etkili olabileceği düşüncesi kamuoyunda yavaş yavaş oluşmaya başladı.

Uluslararası tekelci - tröst sermayenin bir parçası olan Türkiye'deki mobil telekom şirketleri ve bu şirketlerin yaptıkları faaliyetin cirosunun ( ötv, özel iletişim vergisi, görüşme ücretlendirmesi .. v.b. ) belirli bir oranında  gelir sağlayan kamu kuruluşlarının daha fazla mobil görüşme süresi, daha geniş çaplı ve kuvvetli kapsama alanı = daha fazla kazanç - para - vergi gelirleri politikası sonucu bu konu ülkemiz açısından daha hasas bir konuma geldi.

Literatürde bile, zararlı ''radyasyon'' terimi '' Elektromanyetik Enerji '' adıyla bir anlamda sevimli  zararsız imajlı bir hale getirildi.



Konuyla ilgili araştırma ve bulguları incelendiğimizde, elektromanyetik alanın insan sinir sistemi ve beyin fonksiyonları üzerine olumsuz etkilerinin olduğunu gösteren birçok veri olduğunu görüyoruz.

Bunlardan bazıları;

* Çocukluk çağı kanserlerini inceleyen bir çalışmada, yüksek gerilim hatlarından 50 metre uzaklığa kadar olan alanlar içerisinde yaşayan çocuklar incelenmiş ve lösemi oranında artış gözlenmiştir (Feychting ve Ahlbom, 1993),

* Elektrik hatlarının beyin kanserine neden olduğu saptanmıştır (Wertheimer, 1982),

* Elektrik hatlarında çalışanların, beyin kanserine yakalanma oranının 7 kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir (Şeker, 1993).

* Yapılan epidemiyolojik çalışmalar yüksek gerilim hatları ve elektrikli ev aletlerinin kanser riskini arttırdığı gözlenmiştir (Markov, 1994).

* Günlük yaşamda maruz kalınan Radyasyon beyin tümörlerini; özellikle erkeklerde, lösemi ve akut myeloid lösemiyi arttırdığı rapor edilmiştir (Frey, 1994)

* Schumann Dalgaları ve beyin epifiz bezinin fonksiyonlarını araştıran bilim insanları; teknolojik olarak üretilmiş elektromanyetik alanların; DNA’nın frekans iletişimini bozan mutasyona neden olarak, insan hayatının sürmesini bloke ederek (hücre yenilenme ve magnetizma uyumluluğu) insan genetik yapısını bozduklarını tespit etti. (Max. Planck Davranış Ens.)

* Yüksek gerilim hatlarına 100 metrelik mesafe içerisinde yaşayan yetişkinlerde yapılan incelemede, lösemide artış bulunmuştur (Li, 1997)

* El. Man. alanlara mesleki olarak maruz kalmanın sonucunda, hem erkek hem de kadınlarda, akciğer kanserinde artma olduğu tespit edilmiştir (Floderus ve Stenlund, 1999)

* Kanada’da yapılan bir çalışmada çocukluk çağı lösemi hastalığı ile elektromanyetik alana maruz kalınması arasında ilişki olduğu görülmüştür (Green ve Miller, 1999)

* Ortalama 0.4 microT veya daha yüksek manyetik alana 24-48 saat süresince maruz kalan çocuklarda, eğer toplanan manyetik alanın uzun süreli ölçümleri yapılırsa, istatistiksel olarak lösemi ve manyetik alan arasında kayda değer bir etkileşim olduğunun görüleceği belirtilmiştir (Ahlbom, 2000)

* 15-22 hafta boyunca 15 microT’da 50 Hz alana maruz bırakılan farelerde lösemiye yakalanma oranlarında kayda değer artışlar olmuştur (Vallejo ve Sanz, 2001)

* 72 saat boyunca 60 Hz’de, 1000-2000 microT alana maruz kalan insanlarda lenf bezinin önemsiz miktarda büyüdüğü tespit edilmiştir (Heredia ve Rojus, 2001)

* Elektrikli battaniye kullanan Afrikalı ve Amerikalı kadınlar üzerinde yapılan araştırmada, battaniyeden yayılan manyetik alanın göğüs kanserinin oluşmasında etkili olduğu belirlenmiştir (Zhu, 2003)

* Norveçli kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, elektrik hatlarından yayılan manyetik alana sürekli maruz kalınmasının göğüs kanserini arttırdığı kaydedilmiştir (Kliukiene, 2004)

* El. Man. Alan hatlarına 0-600 metre aralığında oturanlarda lösemiye yakalanma oranında artış olduğu saptanmıştır (Draper, 2005)

* Hayvanlar üzerinde yapılan bir araştırmada, 2000 microT alana 52 hafta boyunca haftada 30 saat süreyle maruz kalınmasının deri tümörüne neden olduğu bildirilmiştir (McLean,1995)

* Terziler ve dikiş diken kişiler üzerinde yapılan araştırmada, dikiş makinelerinden yayılan alanların bu kişilerde Alzheimer oranını arttırdığı rapor edilmiştir (Sobel, 1996)

* Alzheimer ile güç kaynakları arasında bir bağ olduğu rapor edilmiştir (Feychting, 2003; Hakansson, 2003; Harmancı ve Emre, 2003)

* Video, bilgisayar ve monitör kullanan kadınlarda düşük yapma oranının artabildiği belirlenmiştir (Şeker, 1993)

* Elektromanyetik alanların; doğum ve üreme anomalileri, davranış değişiklikleri ve nöroendokrin sistemde değişikliklere neden olduğunu bildirilmiştir (Frey, 1994)

* Yüksek gerilim hatları ile düşük doğum yapma arasında yükselen bir risk ilişkisi bulunmuştur (Li, 2002; Lee, 2002)

* Elektromanyetik alanın DNA hücrelerinin hepsine olmasa da bazı tiplerine zarar verdiği rapor edilmiştir (Ivancsist ve Pilger, 2005),

* 50 Hz frekansta 750-1000 microT aralığındaki alana 24 ile 72 saat boyunca maruz kalmak DNA’da hasarlara neden olduğu görülmüştür (Wolf, 2005)

* Elektromanyetik alanının kalp oranlarını değiştirdiği saptanmıştır (Sastre, 1998)

* 15 microT’lık E.L.F. nin oluşturduğu alanların kalp ritminde küçük düşüşlere neden olduğu rapor edilmiştir (Sait, 1999)

* Mesleğinden dolayı, 50 Hz manyetik alana maruz kalanlarda ölüm riski olan akut kalp spazmı arasında zayıf bir bağ olduğu tespit edilmiştir (Hakansson, 2003)

* Elektromanyetik dalgalara mesleki maruz kalmalar ile kalp spazmı riskinin artması arasında bir bağ olmadığı rapor edilmiştir (Ahlbom ve Feychting, 2004)

* Kamu kuruluşlarında elektrikle ilgili bir alanda çalışan erkeklerde güç frekansı alanları ile intihar arasında ilişki olduğu tespit edilmiştir (Van Wijngaarden, 2000)

* 50 Hz frekans altında 100 microT manyetik alana maruz kalan insanlar üzerinde yapılan incelemede, tepki zamanlarında bir değişiklik olmadığı ancak hafıza üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğu belirtilmiştir (Podd, 2002)

* Sıçanlar üzerinde yapılan araştırma sonunda, 200 microT manyetik alana maruz kalan deneklerde hafıza zayıflığı gözlenmiştir (Mostafa, 2002)

* ICNIRP’nin belirlediği sınır değerlerinin altında mobil telefon sinyallerinin beyin elektriksel aktivitelerinde ve algılama fonksiyonlarında (dikkat, hatırlama, tepki verme gibi) kısa süreli değişimlere neden olduğu tespit edilmiştir.

Bu değişimlerin insan sağlığı üzerine etkileri incelenmektedir. (Stewart, 2000).

Dipnot; Yukarıdaki deneysel ölçüm ve tespitlerin alıntıları, Elk.Müh.Odasının 2011 - 2013 yıllarında Yıldız Üniversitesinde yapılan Emanet (Elektromanyetik Alanlar ve insan sağlığına etkileri) sempozyumundan derlenmiştir.